Akıl Bizim Lanetimiz Mi?

Şüphesiz ki akıl bizleri çok ileri taşımıştır. Ancak biraz düşünülürse bu aynı akıl bir yandan da bütün kötülüklerin de kaynağıdır. Bu açıdan bakınca öyleymiş gibi gözükse de böyle bir kanıya hemen ulaşmak doğru olmaz.

Öncelikle aklın insanda yarattığı etkiyi ve buradaki rolünü detaylı bir şekilde incelememiz gerek. İnsan bilincini çok basitçe ikiye ayırabiliriz. Bizim içgüdülerimizi ve arzularımızı barındıran nefsimiz yani egomuz ve de mantıksal düşünmemiz sağlayan aklımız.

Şimdi de ego ve akıl arasındaki ilişkinin anlaşılması gerek. Akıl sayesinde insan normalde hiç ulaşamayacağı noktalara gelmiştir. Aklımız olmasaydı sadece hayatta kalabildiğimizle yetinecektir yani diğer hayvanlar gibi olacaktık. Ancak ego olmasaydı, tamamen mantıksal düşünceye dayalı bir yaşam yaşanactı fakat ego olmadığı için bugün ulaştığımız teknolojik gelişmelere ulaşamayacaktık. Çünkü onlar için bir arzu duymayacaktık dolayısıyla bir motivasyonumuz olmayacaktı. Yani aslında akıl burada egonun emrine amade gibi gözükse de egonun daha fazla arzulayabilmesinin sebebi aklın daha fazlasını düşünebilmesidir. Fakat bir şeyi bilmek onu yapmak zorunda olduğumuzu hiçbir şekilde göstermez. Yani siz atomu parçalayabiliyorsunuz diye onu alıp atom bombası yapmak zorunda mısınız?

Sonuç olarak akıl lanet değil, sınavdır. Tabii insanın akıbetini de bu sınavın belirleyecek olması insanı telaşlandırıyor. Durum bu olsa da akıl size şıkları sunar. Evet, böyle bir imkanınız var ama siz ne yapacaksınız? Kimisi egosunu zaptetmeye yönelik kullanır bu imkanı, kimisiyse nefsin kölesi yapar aklını. Son olarak bu yazıyı Aşık Veysel’in “Beni Hor Görme” adlı şiirinin bir dizesiyle bitirmek isterim: “Nefsini öldür ölmeden”.


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Etiketler:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir